Duygusal Zeka Bir Yetkinliktir

Duygusal Zeka Bir Yetkinliktir

Duygusal Zeka Bir Yetkinliktir. Yapay Zeka, attırılmış gerçeklik v.b. bir oldukca kavram duymaktayız. Duygusal zeka terimi ilk olarak 1990’lı yıllarda ABD de ortaya atılmıştır. Günümüzde  sıkça karşımıza çıkan bu kavram, aslen insanların kendi duygularını ve etrafındaki insanların duygularını fark edebilme gücü olarak açıklanıyor. Bu şekilde insanoğlu hem kendi motivasyonlarını artırabilmekte, hem de insanlarla ilişkilerinde duygularını iyi yönlendirebilme alışkanlığı kazanmaktadır.

Bir kısım araştırmacılar, bilimsel niteliği olan zeka seviyesi olan IQ’su yüksek insanların niçin kimi zaman yaşamsal ilişkilerde başarı göstermiş olamadıklarını, ayrıca basit bir zeka düzeyine haiz insanların iyi mi oluyor da yaşamda başarı göstermiş olabildiklerini araştırırken, bu aşamada duyguların mühim bir rol oynadığını farketmişler. Duygusal zeka terimi bu emek harcamalar esnasında ortaya çıkmış.

Herşeyden önemlisi, insanların birbirleri ile olan iletişiminde bu aşama etkili olabilen duygusal zeka (EQ), bununla birlikte kişinin haiz olduğu potansiyeli de açığa çıkarmakta etkili oluyor. Sonuçta duygusal zeka bir yetkinliktir.

Daha açıklayıcı olabilmesi için şimdi duygusal zekanın niçin bir yetkinlik olduğu üstünde duralım. Uzmanlar bu mevzuya iki değişik açıdan, kişisel ve toplumsal açıdan yaklaşıyorlar.

Duygusal Zeka Bir Yetkinliktir
Duygusal Zeka Bir Yetkinliktir

Kişisel olarak bakıldığından duygusal zekası kuvvetli olan kişiler kendi iç dünyalarının farkındadırlar. Kuvvetli ve zayıf oldukları yönleri bilir ve buna bakılırsa kendi duygusal sınırlarını çizebilir. Özgüveni kuvvetlidir ve kıymetli olduğuna inanır. Kendi duygularını iyi tanımış olduğu için bu duyguların doğuracağı sonuçların da farkındadır. Bunlar kendi farkındalıklarıdır.

Bir de kendini yönetebilme yetkinlikleri var. İçlerinden gelen duyguları denetim edebilir. Hem kendilerine karşı hem de başkalarına karşı dürüst davranırlar. Davranışlarının sorumluluğunu yüklenebilirler. Beklenmedik durumlara ve değişikliklere kolayca uyum sağlayabilirler. Yeni düşüncelere ve yaklaşımlara açıktırlar ve bunlardan hastalık duymazlar.

İşin bir de motivasyon yönü var. Amaçlarına yetişebilmek için duygularını yönlendirebilir. Başarmak için devamlı gelişime çabası gösterir. Çalmış olduğu kuruluşun yada içinde bulunmuş olduğu ekibin hedefleriyle uyumludur. Karşısına çıkacak fırsatlar için hazırlıklıdır. Zorluklara karşın hedeflerine ulaşmak için ısrarcıdır.

Bu açıklanan noktalar duygusal zeka sahibi kişinin kişisel becerilerine yönelikti. İşin bir toplumsal beceriler yönü bulunduğunu söylemiştik. Toplumsal yönün en belirgin özelliği empati kurabilmesidir. Etrafındaki insanları anlamanın en iyi yolunun kendini onların yerine koymak bulunduğunun bilincindedir. Başkalarını yargılamaz ve derhal müdafa poziyonu almaz. Onların gereksinimlerini evvelde tahmin edebilir ve gerektiğinde yerine getirmeye çalışır. Çevresindeki değişik kişilikleri ve değişik sorunları, gelişime yönelik bir fırsat olarak algılayabilir. Bir topluluktaki güç dağılımını çözümleyebilir ve politik bir farkındalık yaratabilir.

Toplumsal becerileri ile, aslen başka insanların tepkilerini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirebilir. Karşısındaki insanları ikna kabiliyeti güçlüdür. Problemler karşısında uzlaşmadan yanadır. Liderlik özellikleri güçlüdür. Başkalarına esin verebilir ve yönlendirebilir. Başkaları ile ortak amaçlar doğrultusunda rahatça çalışabilir. Ekip çalışmalarına yatkındır.

Duygusal Zeka Eğitim İle Kazanılabilir Mi ?

Duygusal Zeka Eğitim İle Kazanılabilir Mi ? Eskiden beri malum bir IQ vardı. Bugün EQ konuşuluyor. IQ zeka seviyesini gösterirken, EQ duygusal zeka seviyesini gösteriyor. Bugüne dek IQ’su yüksek insanları başarı göstermiş olarak kabul ederdik. Oysa şimdi başarı göstermiş olmak için EQ’nun yüksek olması gerektiğine inanılıyor. Bir matematikçinin kesinlikle IQ’su yüksektir ve matematikçi olması için bu gereklidir. Fakat bir yöneticinin IQ’sunun yüksek olması o denli mühim değildir. EQ seviyesinin yüksek olması oldukca daha önemlidir. Şu sebeple duygusal zeka seviyesi yüksek olanlar, hem kendi hem de başkalarının duygularını iyi okuyabilirler. Yüksek EQ seviyesi insanları daha toplumsal, daha mutlu ve daha üretken kılabiliyor.

Duygusal zekanın birazcık da soya çekim ile ilgili olabileceği düşünülüyor, sadece herşeye karşın geliştirilmesi de mümkün görülüyor. Üstelik bugün duygusal zekayı geliştirmeye yönelik eğitimler ve koçluk programları verilmektedir. Bu sayede kim bilir insanoğlu kendi potansiyelinin farkına varıyorlar. Mevzunun uzmanlarına bakılırsa, duygusal zeka, mühim seviyede insanların yetiştiği ortamlarla da yakından ilişkilidir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde ne kadar canlı ve hareketli olunduysa, o seviyede duygusal zeka da gelişiyor.

Bu yüzden de duygusal zeka özelliklerini sonradan elde etmek de mümkündür sadece yılların verdiği alışkanlıklardan, davranış şekillerinden ve vakalara bakış açılarından caymak de o denli kolay değil.

Gene de duygusal zekaya haiz olmak için yapılacak bir şeyler vardır. Duygusal zeka eğitim programlarında üstünde durulan birkaç noktaya değinmekte yarar var.

O halde işe kendini tanımak ile adım atmak gerekiyor. Tüm duygusal zeka programları bunu koşul koşar. Yaşamda hangi rolleri üstleniyorsunuz? Kuvvetli ve zayıf olduğunuz yönler nedir? Gerçek gereksinimleriniz nedir? Hedefleriniz belli mi? Kendiniz için mühim olan nedir?

İkinci yapılması ihtiyaç duyulan şey başkalarına karşı açık olmaktır. Iyi mi sizin kendinize ilişik bir dünyanız var ise, başkalarının da kendilerine ilişik dünyaları vardır. Her insanın dünyaya görüş açısı farklıdır. Bu kabul edilmiş olduğu seviyede başkaları daha acele tanınır. Başkalarının duygu ve düşünceleri, sizin için bir çekince değil, aksine yeni bir şeyler öğrenme şansıdır.

Üçüncü nokta duyguları denetim edebilmektir. İnsanlar kendi duygularından ve başkalarının duygularından korkmadıkları sürece daha rahat başa çıkabilirler.

Bir öteki nokta, kendini güzel ifade edebilmektir. Duygu ve düşünceleri rahat ifade edebilmek için geniş bir kelime dağarcığına da haiz olmak gerekir.

Mühim bir nokta daha: eleştirilere açık olmak gerekir. Bu bununla birlikte kendi pozitif ve negatif yönlerinizi keşfetme fırsatı yaratır. Aynı şekilde eleştiri yapmakta önemlidir, sadece eleştiri kişiliklere zarar vermeden yapılmalıdır.

Sorunlara çözüm bulmak da mühim bir beceridir. Sorunlardan kaçmak yerine üstünde düşünmek ve çözüm üretmeye çalışmak gerekir. Bu şekilde problemler da duygusal gelişim için birer fırsat anlama gelir aslen.

Son bir nokta yazışma kurma becerilerini geliştirmektedir. Hatalı durumlarda özür dileme, ya da kolay şeyler için bile teşekkür etmek, kişiler içinde doğru bir yazışma için mühim bir köprüdür.

Netice olarak duygusal zeka eğitimle geliştirilebilir. Bunun için birazcık çaba gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir